20 Mart 2010 Cumartesi

Alternatif



Yekta Kurtuluş, yaptığı önemli çıkışla büyük takımların kadroları için derinlik yaratabilecek yeteneğe sahip bir oyuncu.

17 Mart 2010 Çarşamba

Bileti Kesilen Hollandalılar



Bayern'i sırtladı götürüyor. Real Madrid bu adamı gönderdi hemde sol açığında Marcelo varken. Aynı şey Sneijder için de geçerli. İnter'in Chelsea deplasmanında aldığı galibiyette başroldeydi ama nedense Real, Hollandalıların biletini toptan kesti. Rafael Van der Vaart ve RVN takımda kaldı sezon başı elden çıkarılamadıkları için... RVN devre arası Higuain'in inanılmaz formu yüzünden Hamburg'a gitti. Raul bile kadroya zor giriyorken doğru karardı. Van der Vaart kaldı ve eline geçen fırsatları iyi değerlendirdi. Son olarak Sevilla maçında "comeback" i tamamladı ve unutulmaz maçların içinde kendine yer buldu.

Kıvırcık Kurt



Ayağının üstüyle yerden ip gibi vurduğun toplara kurban.

16 Mart 2010 Salı

Nereden Nereye?



Aussie Legends



Sonsuza kadar bizle kalın.

Hayırlısı



Şampiyonluk yolunda 2 maç. Trabzonspor deplasmanı ve Fenerbahçe maçı. Bu 2 maç şampiyonluk kupasının %80'i. Fikstür avantajlarının falan hikaye olduğu dönemde, kendi bağını kendin kesme şansı Galatasaray için. Hayırlısı...

Bursaspor Gerçeği

Galatasaray'ı kendi sahasında, Fenerbahçe ve Beşiktaş'ı geriden gelerek deplasmanda devirmiş bir Bursaspor var elimizde. Kendi sahalarında bir Fenerbahçe mağlubiyetleri var ki rövanşı çok ağır aldılar. Şimdi bir Galatasaray taraftarı olarak bakıyorum ve şampiyon olurlarsa gıkım çıkmaz diyorum. Üzülür müyüm? Evet, üzülürüm çünkü kendi takımımda potada. Ama haketmediler demek fanatiklik olur. Buraya kadar hakettiler en azından. Kaos futbolu oynamadan, oynamaya çalışarak buraya kadar geldiler. Burdan sonrasını kaldırabilmek zor. Olur da şampiyon olurlarsa Türk futbolunda çok şey değişir yalanına da inanmıyorum. Bursaspor doğru kadro ve oyuncu tercihiyle buraya kadar geldi ama nerede yatırım? Ne yatırımı var Bursaspor'un Türk futbolunu geliştirecek? O söylenenler Olympic Lyon gibi düzen içinden kademe kademe gelip bu işi başaran takımların olduğu liglerde olur. Türkiye'de düzen biraz zor değişir. En iyi ihtimalle bir balon büyük daha yaratırız Trabzonspor gibi...

Çağdışı Kahin



Oynattığı futbol falan değil. Uzaktan yakından alakası yok. Kehanetleriyle ünlü ama oyun anlamında hiçbirşey yok ortada. Bugün ittire kaktıra bir golle aldı maçı. Çağdışı bir takım var elinde. Şampiyon olabilir mi? Şansı yüksek. Ayıplamayız bizde. Çağdışı ligin çağdışı şampiyonuz deriz fena mı?

11 Mart 2010 Perşembe

Olmaz



Rijkaard'ı suçlamıyorum malzeme bu. Oynatmaya çalıştığı sistem Dünya üzerinde ki en modern sistem tartışmasız. Dünya'nın en büyük klüpleri bu sistemin peşinde. Adamın elinde bu sisteme uygun Neill-Emre ikilisi varken Emre'nin olur olmaz sakatlığı Servet'ten başka alternatif bırakmıyor Rijkaard'a. Aynı şey orta 3'lü için de geçerli. Elano'dan başka tek topu dikine ve ayağa oynayabilecek oyuncu yok. Ne Topal, ne Ayhan, ne Barış, ne Mustafa. Sürekli bu sıkıntılar yüzünden sistemini sahaya yansıtamıyor Galatasaray. İşte bu yüzden bu yıl çok önemli. Gelecek yıl alınacak 2-3 oyuncuyla Galatasaray bu yıl oturttuğu sistemini rahatlıkla uygulayabilecek önümüzde ki yıl. Gelelim maça. Maçla ilgili gerçekten olumlu anlamda yazılacak hiçbirşey yok. Eskişehir pozisyona girmeden golü buldu. İkinci yarının başında yaslanırken yine akıl almaz savunma boşluğuyla ikinciyi atıp arkaya yaslandı 8 kişi. Artık ister Antifutbol deyin, ister hakem hataları deyin. Bunlar bahane olamaz. Şampiyonluğa oynayan takım böyle iki komik hatadan gol yemez. Gelelim Galatasaray'ın deplasmanda önemli maç kazanamama sendromuna. Bursa-Bjk-Fb-Kayseri-Eskişehir. Hiçbirinden galibiyet alamadı Galatasaray. Buna şanssızlık vs. diyene de şüheyle bakarım. Kazanacaksın arkadaş. Çıkıp Eskişehir maçını alacaksın. Alamazsan OLMAZ!!..

8 Mart 2010 Pazartesi

Bayrak Adam # 4



Çocukken Everton taraftarı olsada.

Unutulmaz Kareografiler #3



Hep FDL'den gidiyoruz ama, kareografi denince akla ilk gelen onlar.

Pankart Namustur #2


*Büyütmek için üzerine tıklayın.

Yıldızlarda Kayar



Daha önce ki postlarda belirttiğimiz gibi, Barcelona uzay futbolundan, dünya futboluna döndü. Son birkaç maçtır eskisi gibi değiller. Bunun üzerine şans faktörünün de Almeria deplasmanında Barça'nın arkasından çekilmesi işleri sarpa sardırdı. İbra'nın kırmızı kartı haksızdı. Puyol kendi kalesine attı. Sonuçta Barça 10 kişi bile alabileceği maçta berabere kaldı ve liderliği uzun bir aradan sonra müthiş bir "epic comeback" yapan Real Madrid'e devretti. Önemlidir böyle maçlar sezon içinde. "Almeria maçında puan kaybetsem neolur ki?" dersin. Ama rakibin çıkıp aynı akşam Sevilla gibi güçlü rakibi karşısında 0-2'dan son yarım saatte 3-2'ye çevirince skoru, psikolojik üstünlüğü alır eline. Bu dava Bernabeu'da çözülür. 2-6'dan sonra, oyununu oturtmaya başlayan, gözünü hırs bürümüş ve psikolojik üstünlüğü elinde tutan Real'e karşı neyapar Barcelona, bunu zaman gösterecek...

"İstenmeyen" Kurtarıcı



Bütün hemşerilerini paket ederken Real Madrid, zorla takımda kaldı. İstenmeyen adam çıktı Sevilla maçında ipten aldı Real Madrid'i. Rafael Van Der Vaart, Real Madrid'e şu unutulmaz repliği hatırlattı.

-Hatırlar mısın? Birzamanlar fakir ama gururlu bir genç vardı...

Diyarbakır Olayları

Ne resim koyarım buraya bu olayla ilgili, ne başka birşey. Futbolun, futbolla uzaktan yakından alakası olmayan çirkin tarafını taşıyamam buraya. Ancak şunu söylemeden geçemem, Diyarbakırda olanlar kocaman bir oyunun küçük sahneleri sadece. Olaylarla ilgili tribündekiler nekadar suçluysa, bu toplum da o kadar suçlu. Ayrışma oyununa gelen, tribünde ki taşkınlıkları yapanların Diyarbakırlı bile olup olmadığı belli değilken Diyarbakır'a ve yöre halkına saydıran, Bursa'da aynı oyun yüzünden Diyarbakırlılar'a saldıranlar da herkes kadar suçlu. Tribünde o taşı Diyarbakırlı olup atan da suçlu, Bursa'da Bursalı olup da Diyarbakır taraftarına saldıran da... Bu medyanın gördüğü ise sadece maçın akıbetinin ne olacağı. Yazık...

5 Mart 2010 Cuma

Altyapı'ya ne verebilir?



"Tugay altyapıda ki çocuklara ne verebilir ki?"
Şimdi sağda solda, Galatasaray taraftarı arasında sorulan soru bu. Tugay'ın teknik olarak yanlış tercih olduğunu söylüyorlar. Bence Tugay en doğru tercih çünkü Galatasaray altyapısında ki gençlerin sorunu teknik veya taktik değil. Uyum sorunu var A takıma çıkan oyuncularda. Oyuncu olarak tecrübe ettikleriyle bunu ortadan kaldıracak Tugay. A takıma çıkıp da uyum sorunu yaşamayan oyuncularına bir bakın Galatasaray'ın. Arda-Uğur-Sabri-Emre Çolak-Ferhat. Bugün hepsi(Ferhat eskiden) milli takım oyuncuları. Uyum sorunu yaşayıp giden Mehmet Güven Manisaspor'da ortasahayı Fenerbahçe maçında tek başına sırtladı. Ferhat Galatasaray'ın yeni teklifini reddedip Trabzonspor'a gitti. Yani eksik ayaklarda değil kafalarda. Bir Türk futbolcusu olarak, kalıplarını çoktan kırmış Tugay büyük fayda sağlayacaktır Galatasaray'ın gençlerine. Zaten bir altyapı efsanesi olan Derks'in yeniden yapılandırmaya aldığı Galatasaray altyapısı iyi yolda. Derks'in kontratı Mayıs sonuna kadar, zaten işini de tamamlıyor. Müfredatı yazıp gidecek. O müfredat uygulanmaya devam edecek. Bence Tugay'ın asıl görevi "iş ahlakı" nı Galatasaray'ın gençlerine öğretmek. Zira kendsi 8 yıl İngiltere'de oynayıp kaptanlığa yükselmiş, Avrupa'da jubile yapabilen tek Türk oyuncusu. Burdan yola çıkarak bile kendisinin iş ahlakı konusunda ki yetkinliğini tahmin edebiliriz.

Bayrak Adam #3



Roma'nın Prensi.

4 Mart 2010 Perşembe

Fransa - İspanya



Çok iddalı olacak belki ama bu İspanya, Dünya Kupası'na açık ara en hazır takım(Şampiyonluk adayları içinde). Bunu bu akşam oynadıkları Fransa maçında, deplasmanda Fransa'yı geçerek gösterdiler. Evet, Fransa iyi değil. Kupayada son anda geldiler ama Fransa gibi tehlikeli ayakları olan bir takıma deplasmanda pozisyon vermeden maçı tertemiz aldı İspanya. Hatları arasında ki uyum ve bölgelerin kendi içrisinde ki uyumu inanılmaz. Kurulmuş saat gibi... Bugece Honduras ile oynayan Milli takımımız belki de tarihinde ilk kez 4-3-3 sistemiyle sahadaydı ve Honduras'ı vasat bir oyunla geçti. "Bunlar da takım mı şimdi? " dediğimiz Honduras Afrika'da biz yokuz maalesef. 4-3-3 olayıyla ilgili artık Rijkaard etksi mi demek gerekir bilemiyorum... Bir parantez de Uruguaylı Suarez'e açalım bugece için. Müthiş vole golü mutlaka izlenmeli...

2 Mart 2010 Salı

Sergen Bombalarına Devam



Beşiktaş’a ilk geldiğinde benim yanıma verdiler. Daha 17 yaşındaydı. “Al bu çocuğa göz kulak ol, at yarışı oynuyormuş” dediler. Aradan iki hafta geçti. Bir baktım, ben, Metin ve Sergen beraber at yarışı kuponu yapıyoruz! -Gökhan Keskin

1 Mart 2010 Pazartesi

Galatasaray'ın GEREKSİZ transferleri !?!?!?



Bu çıkarım Aziz Yıldırım'a ve basın yayın kuruluşlarında çalışan pek çok futbol ulemasına ait. Çok basit şekilde açıklıyorum hangisi gerekli hangisi gereksiz siz karar verin.

Lucas Neill: Stoper bölgesinde oynayabilen, ayaklarına hakim ve topu oyuna sokabilen, aynı zamanda savunma hattına liderlik edebilecek bir oyuncu ihtiyacını ilk yarıda fazlasıyla çeken Galatasaray, tuttu bu adamı İngiltere'den getirdi. Bu haftaya kadar 2. yarının her maçında oynadı. Performansı ortada.

Joao Alves Da Silva: Forvette Nonda'dan yeterli performansı alamayan Galatasaray, Baros'a alternatif olabilecek, ayağına Nonda'dan daha çok hakim ve hareketli bir hücumcu arıyordu. Jo'yu İngiltere'den opsiyonlu kiralama yöntemiyle getirdi. 90 dakika oynadığı ilk maçta ilk golünü, ikinci 90 dakika oynadığı maçta ikinci golünü attı. Kasımpaşa maçında ki performansı ortada. Dezeavantajı Avrupa'da oynayamayacak olmasıydı ama Jo gibi gencecik bir potansiyeli Türkiye'ye opsiyonuyla getirme fırsatını yakalamışsanız bence bu doğru transferdir çünkü sizin için bu sezon Lig, Avrupa Ligi'nden çok daha önemliydi... Nitekim şuan için Lig'de Nonda'yı arayan yoktur eminim...

Dos Santos: Hiçbir maçta 90 dakika oynamadan amansızca eleştirildi. Risk almadığı yönünde bende bir eleştiride bulundum kendisine ve risk almaya başlarsa bu ligi birbirine katacağını idda ettim. Nitekim 90 dakika oyunda kalıp, risk aldığı ilk maçta Kasımpaşa'yı dağıttı. Futbolu çok iyi biliyorum diyen, spor yazarlarına ve yorumcularına tükürük yalattı. Uğruna Nonda'nın gönderilmesi çok tartışılırken bir de etkisiz(bakın kötü demiyorum) performans göstermesi "gereksiz transfer" ve "paf takımında bile oynayamaz" yorumlarına sebep oldu. Getiriliş sebebi Kewell'ın ani sakatlığı sonucu kanat rotasyonuna +1 adam sağlayabilmekti. Zira iş göremeyen Nonda yerine Jo'nun da gelişiyle Nonda'yı gözden çıkarmak kolay oldu Rijkaard'ın da onayıyla. Kasımpaşa maçında ki oyunun ardından kalitesini tartışacak yorumcu yoktur eminim... Hatta dün gece Kewell kadroya nasıl girecek diyenler bile oldu. Ancak zaten olay da bu. Her mevkiinizde birbirini zorlayabilecek iki oyuncunuz varsa her turnuvada yürüyebilirsiniz. Tabii ki Türk Medya'sı henüz bu kavramlardan habersiz.

Şimdi gelelim idda sahibinin şuan bulunduğu duruma. Şuan diyorum çünkü, değerlendirmeyi sezon sonunda yaparız gibi bir açıklamaları var. Fenerbahçe'nin acilen adam eksiltebilen ve iki kanatta da oynayabilen bir açık oyuncusuna ihtiyacı olduğunu savundum devre arası boyunca. Neredeyse bütün tanıdığım Fenerbahçeliler de benimle hemfikirdi. O gereken transfer yapılmadı veya yapılamadı bilemiyorum. Ancak Fenerbahçe, bu sezon sonunda ligi nerede bitirirse bitirsin, geçen sezon Galatasaray'ın düştüğü hataya düştü. Bu kesin. Yoğun maç temposuna derinliği olmayan kadroyla devam edebileceklerini düşündüler. Şuan takımda kimin bek, kimin açık, kimin stoper olacağını bırakın Fenerbahçeli taraftarları, Daum bile bilmiyor... Bunda şanssızlığın da etkisi yok mu? Tabii ki var. Mesela formda Uğur'un zemin yüzünden sakatlanması. Ancak, Fenerbahçe Yönetimi yada Aziz Yıldırım üç kulvara yetecek kadromuz var derken Özer Hurmacı ve Mehmet Topuz'un yedeği olarak Vederson'u kastediyorsa zaten Deniz Barış'ın da sol açık oynamasında problem yok demektir...

Popito



Oraya vurulmaz arkadaş. Sihirbaz mısın?

Kasımpaşa'ya Tebrikler



Kasımpaşa kısıtlı kadrosuyla bu lig'de üç büyüklerden sonra en yürekli oyunu oynayan takımdır bana göre. Sonuna kadar oynamaya çıkmışlardı sahaya. Pas alışverişleri ve sahanın her alanında yardımlaşmaları bana göre Galatasaray'ın ortasahasından iyiydi... Galatasaray ise maça büyük bir iştahla başlayıp, yetenekli ayaklarının gününde olmasıyla maçı kopardı. Keita o insanüstü golü atmasa, yine zorlanabilirdi Galatasaray. Ancak en ciddi rakibinin 3 puanı hediye ettiği haftada, bu ikramı geri çevirmeyerek önemli bir avantaj sağladı kendisi adına. Morallendi aynı zamanda. Camia ve taraftarda yeni bir hava oluştuğuna inanıyorum, etkili oyun ve galibiyetin ardından. Buarada şu gerçeği belirtmemiz gerekli, eğer Galatasaray ilk yarıda yakaladığı pozisyonları sonuçlandırabilseydi maç ilk yarıda bitebilirdide. Özellikle ilk yarıda, hücum organizasyonu anlamında çok etkili olduğunu söyleyebiliriz Galatasaray'ın. Bunda Jo'nun boşalttığı alanlarda Arda, Gio ve Keita'nın durmadan dolaşması önemliydi. Galatasaray maçı aldı ve bir maçı eksik Bursaspor'a 4 puan, ezeli rakibi Fenerbahçe'ye ise 5 puan fark attı. Elinde kalan tek ve bana göre bu sezon için en önemli hedefi olan Şampiyonluk yolunda önemli bir avantaj elde etti.

Taşıma Su ile Değirmen Dönmez



Efendim Beşiktaş, Galatasaray maçında attığı beraberlik golüyle şampiyonluk yarışına tutunmuş. Okadar değerli bir golmüş ki o Sivok'un golü, Kayseri maçında ciddiyeti getirmiş... Şampiyonluk yarışına tutunan takım Galatasaray'ı kendi sahasında mağlup etmeliydi. Önünde iyisiyle kötüsüyle 3 takım var Beşiktaş'ın. Bunlardan birine ikili avarajı teslim etmiş ve eksik maçını alması halinde 5 puan gerisinde. Diğer ikisiyle de deplasmanda oynayacak, hele ki biri can düşmanı Bursaspor. Bana göre Beşiktaş'a mucize gerekli. Yani bu engellerden birini atlasa,öbüründen geçmesi çok zor. Onu geçtim istikrarsız formuyla, haftaya ne olacağı belli olmayan bir takım Beşiktaş. Bana göre Beşiktaş şampiyonluk yarışı kızıştığında şampiyonluk yarışını uzaktan izler. Galatasaray, Bursaspor, Fenerbahçe arasında geçecek şampiyonluk yarışı. Üç takımın da aynı anda, bu kısalan zaman diliminde sürekli puanlar kaybetmesi gerekli Beşiktaş'ın şampiyonluğu için. Tabi buarada Beşiktaş'da gümbür gümbür gelip puan vermeyecek kimselere. Bu söylediklerimiz bana göre mucizedir. Mustafa Denizli'nin bu sezon takımın başında olması ise başlı başına bir hatadır. Beşiktaş'ın önümüzde ki hafta otomatikman 3 puan alacağını düşünen basın önde ki üçlüden en az birinin puan kaybı yapacağını hesap ederek, yarışı kızdırma hevesi içerisinde ancak o yarış için kızışmaya Beşiktaş'ın hali yok.

Alışkanlık



Maçla ilgili yazılacak olumlu hiçbirşey yok. İ.B.B. için bile bu böyle. Maça hakem hataları etki etti. Aydınus, Baroni'nin kırmızı kartını görmedi ardından da Güiza'nın düşürülmesinde ki net kırmızıyı görmedi. Bunlar olsaydı şu kazanırdı, bu kaybederdi gibi içi boş lafların lüzumu hiç yok. Zira Nihat Özdemir'in açıklamaları kendi taraftarından bile destek görmedi. Futbol oyununda oluyor bunlar. Hakemlerin yerli-yabancı olmasıyla da alakası yok. Haftaiçinde %2000 penaltıyı görmeyen İtalyan hakem Galatasaray'ı kupa dışında bıraktı ancak sonuç olarak değişen birşey yok. Adnan Polat Başkan isterse Fifa Başkan'ı ile görüşsün... Aynı şekilde İrlanda'da Dünya Kupası kapısından döndü... Yapılan hatayı, anında, saha içinde telafi edebiliyorsan avantajlısın. Oyun robotlar tarafından yönetilmediği sürece bu böyle olacak. Alex'in kırmızı kartına gelirsek, Alex bu ligde benim gördüğüm en yetenekli, en faydalı ayaklardan biridir. Abartısız oynadığı takımın %50 sidir. Tabii bu önerme sistemine göre değişkenlik gösterebilir ancak Alex'i isterseniz sol açık oynatın, yine de oyuna etkisiz kalmaz, mutlaka bir hünerini gösterir. Ayrıca Alex'in Türkiye Ligi'nde birkaç penaltı pozisyonu dışında art niyetli davranış yaptığını görmedim. İ.B.B. maçında da rakibine o hareketi "hain" lik yapmak için değil, kızdığı hakeme ya da takım arkadaşlarına tepki olarak yaptı. Bahsettiğim tarz "hain"likleri Zago, Lugano, Vedat İnceefe gibi oyuncular yapardı... Fenerbahçe'nin yokuş aşağı boş viteste gidişi sürüyor. Kazanma alışkanlığı vardır ya hani... Fenerbahçe de puan kaybetme alışkanlığı edindi kendine. Olur olmaz maçlarda dağıttılar puanları. Bunda kuşkusuz daha önce yazdığımız, teknik direktör Daum'dan kaynaklanan sistemsel problemler ve sakatların da etkisi büyük. Tabii bu iş hep böyle gitmeyecek. Elbet Fenerbahçe biryerde yükselişe geçecektir ama bu nezaman olur, nasıl olur, devamlılığı olur mu? Bu sorulara yanıt vermek şimdilik çok zor. Ancak şu bir gerçek ki Fenerbahçe'nin fikstür avantajı şu puan dağıttığı haftalardan ibaretti. Herkes iyi bir Fenerbahçe'nin bu maçlardan rahat çıkacağı hesabını yaparak fikstür avantajından söz etti. Ancak gelinen bu noktada fikstür avantajından çok, büyük bir fikstür dezavantajı var Fenerbahçe'nin önünde. Zorlu bir fikstür,sakatları çok olan bir kadro ve dahi olduğunu zanneden bir hocayla başbaşa kaldı Fenerbahçe. Bakalım Azizcilin nezaman etki edecek?